Abdullah CANSEVEN

Endüstriyel Ürün Tasarımı eğitiminden sonra kariyerine 23 yaşında Saloni Mobilya’da başlayan Abdullah CANSEVEN’i; tasarım, iç mimari ve AR-GE departmanlarında takım lideri olarak görüyoruz. Yeni koleksiyonlara yaratıcı dokunuşlar yapan CANSEVEN, ekibiyle her zaman henüz keşfedilmemiş olanın peşinde.

“Nota’yı bilen ama her biri farklı enstrümanlarda uzman sanatçıların bir araya geldiği bir orkestradan bahsediyorum. Evet, en büyük mottolarımdan biri de bu galiba her geçen gün ekibimize farklı enstrümanlar katmayı hedefliyoruz. Dünya klasiklerine girebilecek kıvamda eserler çıkarmak için, bir yandan durmadan çalışırken bir yandan da bu şölenin keyfini çıkarıyoruz.

Tasarım, benim için var olanı keşfedebilme becerisidir, dolayısıyla tasarımcının aynı zamanda çok iyi bir araştırmacı olma zorunluluğu var, bu işe bir filozof gözüyle bakmalı hatta filozof olmalı ve kendi felsefesini sunabilecek kıvamda dolu olmalıdır. Tarih boyunca her eserini kendi felsefesini kanıtlama yolunda bir basamak kabul eden tasarımcıların nasıl özgün işler çıkardığını da hep beraber şahit olduk ve olmaya devam ediyoruz.

Tasarımda en çok önem verdiğim iki unsur “Denge ve Uyum”. Bu dengenin içerisinde birçok alt başlık yer aldığı gibi yine uyum başlığı altında da birçok alt başlık yer alıyor. Denge ve uyumun en belirgin şekilde karşımıza çıktığı yer ise alternatifsiz bir şekilde “Doğa”. Fernando Caruncho’nun da dediği gibi, birçok güçten üstün olan insan beyni en gelişmiş bilgisayar. İnsandan çok daha üstün bir güç olan doğaya bağlanarak beynimizi beslememiz gerek. İnsan beyni doğaya girdiğinde 5 duyu birden harekete geçiyor. Onu iyi gözlemlediğimizde, hissettiğimizde ve gücünü anlamaya çalıştığımızda herhangi bir teknolojinin vereceği bilginin çok daha fazlasını edinebiliyoruz. Doğanın gücüne hiçbir zaman erişemeyecek olan teknoloji onu anlamak için sadece bir araç olabilir. Kendinizden üstün bir güce tüm zihninizi ve duyularınızı teslim edince ortaya bir eser çıkıyor.

Bu iki önemli unsuru çok iyi bir şekilde analiz ettiğini düşündüğüm tasarımcıların başında Jean Marie Massaud ve Maurizio Manzoni geliyor.

Dünya da belirli ülkelerde belirli becerilerin ön plana çıktığını görüyoruz. Bu beceri İtalya’da kendini tasarım ile gösterirken, Almanya’da mühendislik ile ön plana çıkıyor, Yunanistan’da felsefe zirvedeyken, Japonya verimlilikle, Kore teknolojisiyle yarışıyor. Dolayısıyla dünya çok büyük ve bu dünyada işini hakkıyla yapan birileri var. Tasarımcı bu becerileri kabul etmeli ve elinin altındaki dünyadan faydalanmasını bilmelidir. Dünyayı avucunun içine alıp elindeki dünyaya bakarken inanılmaz özgün ve özgür bir şekilde hayalini gerçekleştirebilmek adına mücadele etmelidir. Bunun yanında da dünün doğrularının bugünün doğrularıyla bir olmayacağını ve bugünün doğrusunun yarının doğrusu olamayabileceğini şimdiden kabul etmelidir. Hatta bununla da kalmamalı nihayetinde yarının doğrularını yazmaya talip olmalıdır.”


1993 doğumlu tasarımcımız, 2015 yılında Haliç Üniversitesi Endüstri Ürünleri Bölümünü derece ile bitirdi. 2015 yılında aramıza katıldı.

Farklı sektörlerde çeşitli stant, iç mekan ve ürün tasarımlarını hayata geçirdikten sonra, 2017 yılından itibaren bünyemizde "Tasarım Direktörü" olarak çalışmaya devam etmektedir.

Abdullah CANSEVEN Tasarımları

Giriş Yapın

Giriş yaparak ürünleri favorilerinize ekleyebilir, hızlıca toplu fiyat talebinde bulunabilirsiniz.

Giriş Yap